Recep Tayyip Erdoğan Efendim Ekonomi İyi değil

Sayın başbakanım Recep Tayyip Erdoğan İmkbde ki gösterişli rakamlar veyahut ekonomide son dönemde kaydettiğimiz basarılar reel değil olamaz olsa bu istihdama yansırdı. Bizim büyüdüğümüz yer ise ithalat. İhracat sıfır ya lütfen sayın başbakanım birşey yapın ama bu kanal istanbul olmasın bu fabrika olsun bu kadar açılışa gittiniz hep sizinle övündüm birde baktımki Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU sizin bu açtığınız firmaların sadece yan kuruluş oldugunu söyledi Hakikatende çoğu öyleymiş. Güvenimi yitiriyorum gittikçe. Çünkü bu genç hala iş bulamadı.

Reklamlar

Başbakan: Tutuklu Gazetecileri Korumayın

Sağlık Bakanı Recep Akdağ Sayın başbakan recep tayyip erdoğanın en güvenilir adamlarından olan kişi Ntvnin basketbol takımına karşı forma giydi. Başbakanın dünkü konuşmasıda hapishanedeki gazetecileri kollayanlara onları savunanlara oldu. Sayın başbakan recep tayyip Erdoğan cezaevindeki gazeticilerin itham edildikleri suçları açıklaması kamuoyunu yeterince rahatlatmadı. Bilakis, Avrupa Birliği hali hazırda hala bu konudan rahatsız bunu unutmayan başbakan recep tayyip erdoğanda Ab ye yüklenmeyi unutmadı.

İçerdekilerin, suçlu ve suçlarının cezasız kalmayacağını söyledi. Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi gazetecilerin hala içeride tutuklu olarak kalması ve bundan başka çarede yok gibi gözüküyor. Yazık oldu gazetecilerimize görüşlerini yansıttıkları kitap yüzünden içeride olmaları bence çok saçma.

Tayyip Erdoğan: Sarkozy geçmişini silemeyecek

http://platform.twitter.com/widgets/hub.1326407570.html

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti grup toplantısında Fransa Senatosu’nda kabul edilen 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddinin suç sayılmasını öngören yasa teklifi ile ilgili “Teklif bizim için tamamen yok hükmündedir. Kabul edilen bu teklif aleni bir ırkçılıktır, düşünce özgürlüğü katliamıdır. Sarkozy, ne kadar çabalarsa çabalasın, geçmişini silemeyecek, Osmanlı hoşgörüsüne gölge düşüremeyecektir” dedi.

“SARKOZY, GEÇMİŞİNİ SİLEMEYECEK”

Başbakan Erdoğan, bu ayrımcılığa karşı susan, tepsisiz kalanların, Avrupa’da faşizmin ayak seslerini duymamak gibi bir vebalin altına gireceklerini söyledi. Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

Bu mesele Türkiye Fransa meselesi değildir. Bu mesele bir ayrımcılık, ırkçılık meseledir. Burada şu ironik noktaya özellikle dikkat çekmek istiyorum. Sarkozy’nin büyük dedesi Osmanlı topraklarında doğmuş büyümüş biridir. Dedesi kovulan musevilerdendir. Ne kadar Türkiye düşmanlığı yaparsa yapsın, soyu Osmanlı’ya dayanan tarihiyle Türkiye ile kesişen biridir. Sarkozy, ne kadar çabalarsa çabalasın, geçmişini silemeyecek, Osmanlı hoşgörüsüne gölge düşüremeyecektir. Etap etap yaptırımlarımızı uygulamaya koyacağız. Hala sabır dönemindeyiz. Sürecin nasıl şekilleneceğini hep birlikte izliyoruz. Gelişmelerin seyrine göre gereken tepkimizi ortaya koyacak, eylem planımızı da kamuoyuyla paylaşacağız.” DENKTAŞ’IN AİLESİNE BAŞSAĞLIĞI Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmaya, KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına, Kıbrıs Türklerine ve aziz millete başsağlığı dileyerek başladı. MARMARAY: BİR DÜNYA PROJESİ İstanbul ve Ankara’da geçen iki hafta içinde önemli törenler gerçekleştirdiklerini anımsatan Erdoğan, İstanbul’da 14 Ocak’ta Marmaray Projesi’nin ilk ray kaynak törenini yaptıklarını anlattı. Erdoğan, İstanbul Boğazı’nın altına tüpler döşeyerek, iki kıtayı birleştirmenin, bundan 150 yıl önce hayali kurulan, hatta tasarlanan bir proje olduğunu söyledi. Erdoğan, 150 yıllık bu hayali, Ağustos 2004’te ilk kazmayı vurarak, AK Parti Hükümeti olarak kendilerinin başlattığını, kazıların yapıldığını, tüplerin döşendiğini, bir kısım yargı kararlarıyla sürecin gecikmesine rağmen projenin kararlılıkla ilerletildiğini belirtti. Erdoğan, önceki cumartesi günü ilk ray kaynağını yaparak, projede önemli bir etaba başladıklarını dile getirdi. Erdoğan, Marmaray Projesi kapsamında, Asya ve Avrupa yakalarında 45 istasyon inşa ettiklerini vurgulayarak, 76,3 kilometre uzunluğundaki hattın 13,6 kilometresinin denizin altında inşa edildiğini söyledi. Erdoğan, Marmaray’da tek yönde 75 bin yolcunun, bir saatte taşınacağını, her iki dakikada bir trenin bu hatlar üzerinden hareket edeceğini anlattı. Erdoğan, proje tamamlandığında Üsküdar-Sirkeci arasına 4 dakika, Söğütlüçeşme-Yenikapı arasına 12 dakika, Bostancı-Bakırköy arasına 37 dakika, Gebze-Halkalı arasına 105 dakikada ulaşılabileceğini bildirdi. Marmaray’ın, bir İstanbul, Marmara Bölgesi projesi olmadığını vurgulayan Erdoğan, “Marmaray iki kıtayı demiryollarıyla birleştiren, küresel ölçekte bir yatırım, Türkiye projesi, hatta dünya projesidir. Bu projeyle yalnızca Gebze ile Halkalı’yı birbirine bağlamıyoruz, bu projeyle İstanbul’u Van’a, Edirne’yi Kars’a, Bakü’yü Saraybosna’ya, daha genel anlamda Londra’yı Pekin’e bağlıyoruz. Modern bir İpek Yolunu, bu devasa projeyle yeniden, farklı şekilde tasarlıyoruz” diye konuştu. ANKARA’DA YENİ BİR ŞEHİR Başbakan Erdoğan, gerçekleştirdikleri bir başka açılışın da Ankara’da olduğuna işaret ederek, Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi’nin, Türkiye’nin, hatta dünyanın en önemli projelerinden biri olma özelliğini taşıdığını söyledi. Erdoğan, 7,5 milyon metrekarelik alanda gerçekleştikleri proje kapsamında, şu ana kadar 6 bin 500 gecekondunun yıkıldığını, 30 bin kişiyi tahliye ettiklerini, havaalanı yolu üzerindeki çirkin görüntüyü tamamen kaldırdıklarını, modern binalar, modern sosyal tesisler, yollar, rekreasyon alanları inşa ettiklerini anlattı. Ankara Büyükşehir Belediyesi ile TOKİ’nin ortak yürüttüğü proje kapsamında toplam 9 bin 77 konut inşa etmiş olacaklarını belirten Erdoğan, “Okul, iş merkezi, sağlık tesisleri, cami, sosyal tesisleri, göl, göletleriyle adeta Ankara içinde yeni bir şehir, yeni bir Ankara bu bölgede imar edilecek. Cuma günü başlayan kura çekilişiyle ilk etapta 3 bin 436 konutun hak sahiplerine dağıtımı yapıldı, geriye kalan 4 bin 716 konutu da hızla tamamlayacak, onları da haziran sonuna kadar sahiplerine dağıtacağız” dedi. GÖRÜŞMELER Başbakan Erdoğan, konuşmasında iki hafta boyunca yaptığı uluslararası temasları hakkında bilgi verdi. Erdoğan, 10 Ocak’ta Tunus Dışişleri Bakanı, 12 Ocak’ta Irak Temsilciler Meclisi Başkanı, ardından İran İslam Danışma Meclisi Başkanı, 13 Ocak’ta Gürcistan Devlet Başkanı, 14 Ocak’ta Kırgızistan Cumhurbaşkanı, 18 Ocak’ta İran Dışişleri Bakanı, 20 Ocak’ta Güney Kore Dışişleri ve Ticaret Bakanı ile görüştüğünü anlattı. Başbakan Erdoğan, Irak Başbakanı Maliki ile 10 Ocak’ta, ABD Başkanı Barack Obama ile 13 Ocakta, bölgedeki gelişmeleri etraflıca ele aldıkları telefon görüşmeleri yaptıklarını söyledi. ONLAR ÜZERİNDE HESAP KURMAMIZ SÖZ KONUSU DEĞİL Irak ve Suriye’deki gelişmelerin, komşu ülkeler olarak İran ve Türkiye’yi çok yakından ilgilendirdiğini dile getiren Erdoğan, “Bizim Türkiye olarak, ne Suriye’de ne Irak’ta ne de bölgenin bir başka ülkesinde, herhangi bir etnik grubun ya da herhangi bir mezhebin yanında veya karşısında olmamız, onlar üzerinden hesap kurmamız asla ve asla söz konusu değildir. Biz bölgemizdeki her meseleye istikrar, huzur, barış mercinden bakıyoruz. Mezhep çatışmaların yüzyıllar boyunca bu bölgeye çok ağır faturalar ödettiğini biliyor, yeni mezhep çatışmalarını da önleyebilmek için son derece samimi gayret gösteriyoruz. Biz bölgemizdeki tüm ülkelerin de böyle bir hassasiyet, hissiyatla meselelere yaklaşmasını bekliyor ve arzu ediyoruz” diye konuştu. MALİKİ’YE SERT ÇIKTI Erdoğan, Irak Başbakanı Maliki’nin, “Türkiye bizim içişlerimize karışıyor, karışmaması gerekir” yaklaşımını, “çok çirkin ve talihsiz açıklama” olarak gördüklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Zira biz Irak’ın içişlerine, Amerika ve diğer ülkeler Irak’a girdiği zaman bize de davet geldiğinde, hatta parlamentomuzda iki ayrı bu konuyla ilgili tezkere oylaması yapıldı, birincide ret, ikincide olumlu sonuç çıkmasına rağmen Irak’taki kardeşlerimiz bizim oraya girmemizi istemedikleri için biz Irak’a girmedik. Aksi halde Türkiye de Irak’ta olacaktı. Girmedik çünkü, biz istenmediğimiz yerde olmayız. Sayın Maliki’nin şunu bilmesi gerekir: Siz bir mezhep kavgası içerisinde eğer Irak’ta böyle çatışma sürecini başlatırsanız buna da bizim sessiz kalmamız mümkün değil. Çünkü, biz sizlerle sınır komşusuyuz, akrabalık ilişkilerimiz var, her gün gidiş gelişlerimiz var, hepsinden öte bizim Irak ile tarihten gelen kültürel bağlarımızın da bir anlamı var. Sizler Irak ile uzaktan yakından ilişkisi olmayan, binlerce, on binlerce kilometre uzaktan gelenlere ’hoş geldiniz’ diyeceksiniz, onları evinizde ağırlayacaksınız, onlara yönelik en ufak sesiniz olmayacak, sınır komşu Türkiye’ye karşı, ’Türkiye bizim içişlerimize karışıyor’ diyeceksiniz. Bu nasıl siyaset etme, ülke yönetim anlayışı, önce burada söylediklerini kulaklarının duyması lazım. Onun için talihsiz açıklama diyorum. Bundan sonraki süreci de yine hassasiyetle takip edeceğiz, takip ediyoruz. Irak yönetiminin aynı şekilde mezhep ayrımcılığını bir kenara bırakarak, mezhep çatışmalarını önleyecek, sorumlu bir tutum sergilemesini bekliyoruz. Siz aynı hükümette ortağınız olan diğer siyasi parti veya partilerin, bakanlarınızın evlerinin önüne tank yerleştirirseniz, herhalde kimse size adil başbakan, adil yönetim sergiliyor demez. Bunu ortaya koymak lazım. Bakanlar, kalkıyorlar sabahleyin evin önünde tank var, namluyu eve doğru yöneltmiş, bir başkan bakan, cumhurbaşkanı birinci yardımcı aynı şekilde. Böyle bir saçmalık, yönetim anlayışı olur mu? Bunları maalesef Irak yönetimi sergiledi. Temenni ederiz ki bu yanlışlar bundan sonra olmaz.” İNKAR YASASI Dün çok az üyenin katılımıyla Fransa’da bir oylama yapıldı. Gerek Fransa Ulusal Meclisi’nde gerek Senato’da kabul edilen bir teklif bizim için tamamen yok hükmündedir. Ortaçağ zihniyetinin yeniden horlatılması anlamına gelen bu karar, açıkça Avrupa değerlerini ayaklar altına almakta, sağduyuyu ortadan kaldırmaktadır. Gerekli uyarıları yaptık. Bir yanlış yapıldığını, tarihin parlamentolarda yargılanamayacağını kesin bir dille ifade ettik. Bu aşamada yasa teklifine karşı oy kullanan senatörlerin, başvuruları için gerekli girişimleri sürdürüyoruz. Bu hatanın telafi edileceğine dair umudu henüz kaybetmiş değiliz. KÜÇÜK İNSANLAR Türkiye öyle büyük bir ülkedir ki, dostluğu büyük bir paye olduğu kadar, küçük insanlar için husumeti de büyük bir payedir. Hiç kimsenin Türkiye ile kavga ediyorum deyip böbürlenmesine fırsat vermeyeceğiz. Hiç kimsenin Türkiye üzerinden siyasi rant elde etmesine fırsat tanımayacağız. Fransız entelektüellerine sesleniyorum. Kabul edilen bu teklif aleni bir ırkçılıktır, düşünce özgürlüğü katliamıdır. Türkiye düşmanlığı üzerinden oy devşirme çabasıdır yapılan. Yapılan Fransa tarihine olduğu kadar Avrupa tarihine de haksızlıktır. FAŞİZMİN AYAK SESLERİ Bu ayrımcılığa karşı susanlar, tepsisiz kalanlar, Avrupa’da faşizmin ayak seslerini duymamak gibi bir vebalin altına girerler. Bu mesele Türkiye Fransa meselesi değildir. Bu mesele bir ayrımcılık, ırkçılık meseledir. Burada şu ironik noktaya özellikle dikkat çekmek istiyorum. Sarkozy’nin büyük dedesi Osmanlı topraklarında doğmuş büyümüş biridir. Dedesi kovulan musevilerdendir. Ne kadar Türkiye düşmanlığı yaparsa yapsın, soyu Osmanlı’ya dayanan tarihiyle Türkiye ile kesişen biridir. Sarkozy, ne kadar çabalarsa çabalasın, geçmişini silemeyecek, Osmanlı hoşgörüsüne gölge düşüremeyecektir. Etap etap yaptırımlarımızı uygulamaya koyacağız. Hala sabır dönemindeyiz. Sürecin nasıl şekilleneceğini hep birlikte izliyoruz. Gelişmelerin seyrine göre gereken tepkimizi ortaya koyacak, eylem planımızı da kamuoyuyla paylaşacağız. ULUDERE Talihsiz bir olay yaşadık, 34 vatandaşımızı kaybettik. CHP, BDP, PKK terör örgütünün, ve onlarla birlikte bazı medya kuruluşları istismarcı yaklaşımlarının tersine biz orada soğukkanlı, acıyı paylaşan bir tavır sergiledik. Aradan geçen bir ay içinde Uludere’ye samimiyetsizlikle yaklaşanlar meseleyi unutup kenara çekilirken, biz meseleyi takip ediyoruz. Biz Uludere’de yaşananların aydınlatılması için imkanlarımızı seferber ediyoruz. O köylerde benim evlat acısı çeken kardeşlerimin acısını istismar edenler, altını çiziyorum, acaba Hakkari’de polis otobüsüne saldırılırken, öldürdükleri Zeki Yeşil kardeşimin, Bingöl’de çocuklarını korumak için bomba üstüne atlayan kardeşimin, Batman’da hamileyken öldürülen kardeşimin hesabını verebilecekler mi? Erdoğan ayrıca Uludere’de hayatını kaybeden vatandaşların ailelerine 123’er bin TL ödeneceğini açıkladı. AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Uludere’de yakınlarını kaybeden kardeşlerimizin yaralarını sarmak, acılarını bir nebze olsun hafifletmek üzere terör tazminatı ödemesini hızlandırdık ve hayatını kaybeden her bir kardeşimiz için yasal 23 bin 150 lirayı Şırnak Valiliğimiz emrine gönderdik. Buna ek olarak Başbakanlık hesaplarından yine hayatını kaybeden her kardeşimiz için 100 bin Türk Lirasını da Şırnak Valiliğimiz emrine tahsis ettik. Yani şu an itibariyle her aileye 123 bin TL ödüyoruz” dedi. “Bu paranın ölenleri geri getirmeyeceğini bizler de çok iyi biliyoruz” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fakat bizim amacımız acıları hafifletmek, yaraları sarmak, gönülleri kazanabilmektir. Bu para mağdur vatandaşlarımızın acılı ailelerin analarının ak sütü kadar helaldir ve haktır. Birilerinin iddia ettiği gibi birilerinin kampanya yürüttüğü gibi bu ödemeler meselenin üzerini örtme amaçlı değildir.” BDP BU ELEŞTİRELERE YANIT VEREMEYECEK Bazı yazılı ve görsel medya organları bunları gündeme getiroylar mı? Bir gün. geldi geçti bitti. İşlerine gelince öyle olmuyor. BDP’liler Uludere’den sonra vicdan kavramını hatırladılar. Sizin vicdanınız neredeydi. Eğer samimiyseniz o gözyaşını Hatice Belgin için neden dökmediniz. Eğer samimiyseniz, Mizgin Doru ve karnındaki doğmamış bebeği için neden dökmediniz. İstanbul’da belediye otobüsünde molotofla yakılarak öldürülen karrdeşimiz çocuk değil miydi, neden tek kelime etmediniz. 14-15 yaşında dağa gönderilen çocuklar, o çocuklar sizin için gözyaşı dökülecek çocuklar değil mi? Neden sizin gözyaşlarınız orda akmaz. Neden bu gidişatı durdurmak yerine gençlere dağı gösterirsiniz. Uludere için güvercin oldunuz, Diyarbakır’da bir mağarada işkence görüp katledilen örgütten kaçan 5 kız için neden şahin kesilmediniz. Neden örgüte tek cümleyle eleştirmediniz? BDP’NİN TİMSAH GÖZYAŞLARI Terör örgütünün katliamlarına gözyaşı akıtmayanların Uludere’de akıttıkları gözyaşları timsahların gözyaşlarıdır. Uludere’deki acılı kardeşim bunların nasıl iki yüzlü olduğunu görsün. Biz böyle bir çifte standarta asla tenezzül etmedik. Biz bu yola analar ağlamasın diye çıktık. İşte terörle mücadele esnasınıda güvenlik güçlerinin mağaradaki teröristlere yönelik tavrını gördünüz. saatlerce bir generalin dil döktüğünü gördünüz değil mi?Askerin parkasını çıkarıp teröristin üstünü örttüğünü gördünüz değil mi? 5 yıldır annemi görmüyorum diyen çocuk teröriste, seni annene götüreceğiz denilince nasıl hıçkırıkla ağladığını gördünüz değil mi? Ama diğre tarafta silah kürtlerin güvencesidir diyenlerin vicdanı olabilir mi? Şu anda bu çatının altında bu ifadeyi kullanabiliyor. Bunlar kanın ticaretini yaparlar. Bunlar ölmeyi, öldürmeyi teşvik ederler. Dikkatinizi çekiyorum. FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER Bizim dönemimizde vuku bulan hadiselerin değil, bizden önceki acı hadiselerin de izini süreceğiz. 19 kişinin kemiklerini bulduk. Bize kadar niye yapılamıyordu. Ama şimdi yapılıyor. Eyy yazılı medyanın bir kısmı. Bunları görmüyor musunuz? Toprağın altındaki silahları nasıl biz çıkardıysak, bugünde toprağın altındaki faili meçhulleri biz ortaya çıkarıyoruz. Ama bazılarının gözü var görmez, kulağı var duymaz, konuşamaz, çünkü kalpler mühürlü. 70’lerin, 80’lerin antidemokratik dönemlerinde nice değerimizi yitirdik. 1990’larda bu ülke faili meçhuller arenasına dönmüştü. 24 Ocak’ta Uğur Mumcu, Gaffar Okan katledildi. Bunların üstü örtüldü. Kimi yurtdışına kaçtı. Cem Karaca gibi vatanına dönenler oldu, ama Ahmet Kaya gibi vatanına dönemeyenler oldu. Musa Anter’in ismini andım, Anter’in oğlu, bana bir mektup gönderdi. 43 senedir memleketine gidemediğini anlattı. Memlekete girişinin sebebini hala bilmediğini anlattı. Babasının mezarına gidip fatiha okumama izin verin dedi. Hemen araştırdık, izin yetkimiz olduğunu gördük, ülkesine döndü. Bu ülke çok büyük acılar yaşadı. Biz bazılarının sabırsızlığını anlıyoruz, ama iki asırdır acılar yaşayan bu toprağı bir gecede gülistana çevirmenin zor olduğunu da herkes görmeli. CHP DARAĞACINA NEDEN ÇIKTI? Karşımızda yüzelli yıl öncesinin İttihat ve Terakki zihniyetini taşıyan bir CHP’si var. Doğunun İttihat ve Terakkisi olmayı özleyen bir BDP var karşımızda. Bu ülkede CHP sadece ve sadece bir nedenle darağacına çıkmıştır. Yağlı ipliği masum insanların boynuna geçirmek için. Kılıçdaroğlu, bunu bilmiyorsa, Ali Çetinkaya’nın idam kararlarına baksın. Bilmiyorsa, 3 Aliller divanına baksın. Hiçbirini bilmiyorsa, otomobil farıyla aydınlatılan mahkemede Seyit Rıza’nın nasıl idam edildiğine baksın. CHP’YE DE BEDELLİ ÇIKARMALI Dersim faciası CHP eseridir. Bu facia 1939’da bitmişdir. Bağımlı yargının eseri ise yıllarca daha sürmüştür. Ama bugün artık yargı birilerine bağımlı değil, bağımsızdır. Esasen CHP’nin rahatsızlığı da işte bu yeni süreçtir. Artık yeni militanlarını yargıya yerleştiremeyenlerin feryadıdır. Biri Anayasa Mahkemesi’nin biri Danıştay’ın önünde iki bekçi kulubesi kurdular, yürütmenin elini bağladır. Bizim bir bedelli de onlar için çıkarmamız gerekiyor. Yoksa bunların Anayasa Mahkemesi ve Danıştay önündeki nöbetleri bitmeyecek. İşte katsayı düzenlemesi örneği. Dürüst ol ya. 28 Şubattaki, 27 Mayıs’taki zihniyet neyse bugünde o. Niçin bu imamhatipler sizi bu kadar rahatsız ediyor. İmamhatip okulunda bu çocuklar ne okuyor bu çocuklar. Düz lisede ne okuyorsa onu okuyor, üstüne dini dersler alıyor. Bir yarış, herkes hangi imtihana giriyorsa, onlarda bu imtihana giriyor. Niye. dindar bir nesil gelmesin. MESLEK LİSELERİNE DÖNECEĞİZ Eğitimi artık meslek liselerine kaydıracğız. Yurtaşındaki gibi eğitimin yüzde 60’ı yüzde 70’i meslek lisesi olacak. Bakın ben size bir şey söyülyorum. Kapıcının çocuğu Siyasal’a giriyor, Anadolu’nun yoksul ve zeki evlatları iyi eğitim alınca bunları iktidarı sarsılıyor. CHP işte bundan rahatsız oluyor. 27 Mayıs ve 28 Şubat’ı da bu zihniyetle yaptılar.

Selahattin Demirtaş’ıda Dinlemek Lazım

22.01.2012 tarihinde yani dün akşam Roj Tvde kürt habercilerle söyleşi yapan Bdp genel başkanı Sayın Selahhattin DEMİRTAŞ, hiç bakmadığım bir bakış açısı kazandırdı bana. Sayın DEMİRTAŞ, yahu onlar bize eski anayasayı allayıp pullayı gösteriyor bunun adınada yeni anayasa diyorlar dedi. Hani Sayın Bülent Arınç kürtlerin hakkını vereceklerini söylemişti dedi. Ben bizzat kendim Eriş olarak :=) Şahidim sadece oda değil bütün AK PARTİ cephesi bunu söylüyordu. Ama herhalde sözler unutuldu. Sayın başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN en başında bu yola baş koymamışmıydı. Karşımıza kürt açılımı diye çıktı. Sadece açılım olarak kaldı neyi açtı bende tam anlayamadım adımlar çok küçük oldu sayın başbakanım. Bence daha katetmemiz gereken yol çok. Birazda onları dinleyelim lütfen. Roj TVyi kapatırsak kardeşlerimizin neye ihtiyacını olduğunu nereden bileceğiz. Roj Tvyi kapatmak çözüm değil sayın başbakanımız Recep TAYYİP ERDOĞAN kanal ne propagandası yaparsa yapsın Basın özgürlüğü dediğimiz şey buna izin vermeli bence. Onları dinleyelim artık sayın başkanım.

Başbakanın ve muhalefet partisinin bitmez atışmaları

Artık bir vatandaş olarak her gün sayın başbakanımız recep tayyip erdoğanın, diğer muhalefet partilerin liderleriyle olan atışmaları beni sinirlendiriyor. Politika şartmı bilmem ama epey sıkıcı bunu söyleyebilirim. Ne gerek var her gün saçma sapan tartışmalara. Sayı başbakanımız recep tayyip erdoğan kemal kılıçdaroğlu beyefendinin ona hakaret içerikli sözler sarfettiğini söylüyor doğruda söylüyor ama ya sayın başbakanımız oda neredeyse hakarete varan sözler sarf ediyor ne gerek var tüm bunlara 😦 Çok sıkıcı oluyorsunuz efendim tüm politikacılar. Bdp partisi gözümde çok ezilen bir parti terörle yandaş olduğu söyleniyor yahu bu nasıl denir yüzde 6 oy almıs bir partiye sen bu sözü söylersen o yüzde 6 lık dilimlik vatandasıda terör yanlısı görürsün bu çok saçma. Selahattin Demirtaş ve Leyla zana bence en iyi politikacılardan başarılı siyasetçilerden. Mhpden Oktay vurala da bayılıyorum ama mhpnin görüşünü taşıdığımı söyleyemem ben hümanistim :(. Lütfen sakin olun Devlet Bahçeli. Chpde en beğendiğim isim ise Kemal kılıçdaroğlu..

Türkiye Birçok Ülke ile Vizeleri Kaldırdı

Sayın başbakan recep tayyip erdoğanın başarılı oldugu en cok sevdiğim konu ise birçok ülke ile vizelerin kaldırılması ab ye giremeyen bizler en az ab ülkeleri kadar ülkelerle vizeleri kaldırmış olduk. Sağol büyük başkan recep tayyip erdoğan. Ama ben galiba hala sizin yakın oldugunuz ülkeleri anlamış değilim. bdp chp ve mhpye göre siz amerikanın kucağında olan ona her istediklerin yaptıran Hoca efendinin emri altındaymışınız. Bazı cephelere göre ise siz arap ülkelerine uyup şeriatı getirceksiniz. Bana görede şuan yapılmaya çalışılan her ikisi dinini unutan bu ülkeye dini hatırlatmak ama tüm bu işleri yaparken her kesimin gönlünü tutmak bence 19 mayıs acıklamalarınız yetersiz oldu. samsunda deger korumak bişey değil kutsal toprak değil oralar sadece anmayı unutturmamak lazım o kadar.